|
BERFU Beyazı
göklerde araken...
.......................... Yıldızlar
da düşer toprağa, sonra solup gider suda yakamozlar. Hayatın bir çeşit
oyunudur, bütün mahlukatın, gün gelip ortadan kayboluşu...ve tekrar
dönecek olması. Gelmesiyle
bir ölüme sebep olanlar, kimi zaman varlığıyla kurtuluşa neden
olurlar. Gizemini
araştırmadığımız için belki; hayat, dar bir pencerede, sonu görünmeyen
bilmeceler olarak çıkar karşımıza çoğu zaman.
Ve o pencereden elinizi
uzattığınızda; ya bir yağmur damlası, ya da bir kar tanesi çözüverir
sizin çıkmazlarınız...
Her bir melek usulca
indirir kar tanelerini toprağa,..ve uzun yolculuğun ardından,
soluverir kar tanesi. O dar pencereden, çıkarıp başınızı gökyüzüne
baktığınızda, ard arda yüzünüze çarpan masum beyazı
hissedersiniz önce, sonra o saflık, o merhamet ve o çocukluk dolar yüreğinize.
Kim bilir hangi mavi ülkelerden dökülür bu inciler, ne kadar yol
katetmiştir, yeryüzüne ulaşabilmek için...?
Ne öylesine gelmiştir, ne
de öylesine gidecektir...
Gökyüzü melek kokarken
ve siz hala pencereden uzatıp başınızı, izlerken kar tanelerini, yüreğinizdeki
çocuk, silker üstündeki ölü toprağı. Yüreğinizin kıpır kıpır
olması, ayağa kalkıp zıplayama geçtiğinin işaretidir. Ve siz
ister otuzunuzda olun, ister altmışınızda, o çocuğa engel olamazsınız
o an. Engel de olmayın zaten...
O sizin için bir
merhamettir, toprak içinse bir rahmet. Kimisi için bir kardan adam ;
bir oyun , kimisi için hatıra, kimleri için bir melodi, bir sevdadır...
Ve bilmeceleri
çözmek için bir anahtar. Yok olup gidecek olsa bile, onca yolu
öylesine katetmemiştir...
Gökyüzü
meleklerle doluyken , yüzünde güller açan gülleri karlar kapladı
diye üzülmezsiniz... Çünkü gelmesiyle bir ölüme sebep olanlar,
varlığıyla kurtuluşa neden olurlar... ş. ö. |